2 Aralık 2008 Salı

Bi tur daha...

Bundan 13-14 sene öncesi. Daha ilkokula bile başlanmamış. Bisiklete bile 4 teker ile bindiğim zamanlar. Babam benimle ilgili olan her şeye benden daha meraklı. Yan apartmanda kalan arkadaşının benim yaşımdaki oğlu , bisikletin iki küçük tekerleğinden birini çıkarmış 3 tanesi üzerinde kullanmaya başlamış. Bunun üzerine babam küçük tekerlekleri çıkarmam için baskılara başlar. Ben bir türlü cesaret edemem halbuki iki tekerlek kullanmaya. Bunun üzerine eğer iki tekerlek kullanmazsam bisikleti başkasına vermekle tehdit eder. Canımı veririm bisikleti vermem diyerek eyvallah diyorum babamın teklifine. Bir Pazar günü önümde çıkarıyor tekerlekleri ve atlıyorum bisiklete. İlk pedallarda dengemi sağlamak amacıyla tutuyor bisikleti ben başlıyorum hızlanmaya. Derken bir fark ediyorum ki babam geri de kalmış ben uçuyorum 2 tekerin üstünde. Bir heyecan bir gaz geliyor. Biraz gittikten sonra asıl problem kafama dank diye iniveriyor. Ulan ben nasıl duracağım. Babam aklıma geliyor nasıl çıkardıysa yola o şekil durdursun diyerek ona geri dönmeye karar veriyorum. Yan apartmanın çevresinden dolanıp geri gelirim diye rotayı da çiziyorum. Emin adımlarla ya da pedallarla ilerlerken köşeyi dönmemle telaş başlıyor bende. Çünkü tam yolumun üstünde bir sürü çocuk kendilerinden geçmiş bir şekilde oyun oynuyor . Geri dönmeye yetecek kadar alan yok, durmam zaten imkansız. Başlıyorum bağırmaya açın yolu , sürücü adayı geliyor diye. Ancak öylesine bir trans halindeler ki beni fark etmiyorlar bile. Zaten zaman kısıtlı. Bari hasar az olsun diyerekten en irisini seçiyorum çarpmak için. Saniyeler sanki gün gibi geçiyor. Sürekli bağırıyorum ama ne fayda. Olan oluyor ve ben bir güzel geçiriyorum çocuğa. Benim iki katım ama yaşı olsa olsa benden 3-4 yaş fazla. Diyorum hadi bakalım düştüğümüz yetmediği gibi bir de dayak yiyelim tam olsun. Korkuyla çocuğun çarpmanın şokunu atlatmasını ve üzerime atlamasını beklerken babam yetişiyor. Durmayı beceremediğimi anlamasın diye çamura yatıp düşüşümü çocukların yer vermemesine bağlıyorum. Adam olmuş zevkten dört köşe. Omuzda gidiyorum eve. Bir hafta dışarıda g.t korkusuyla geziyorum ama evin kralı ben oluyorum. Sonrası zaten bisiklet üzerinde geçen gençlik yılları…

2 yorum:

Mesut Ulukök dedi ki...

Çekilin yoldan; sürücü adayı geliyor.

ahahah. :)

basri dedi ki...

Banada benzeri olmuştu ama ben 16 yaşındaydım.

Bigün mahallede dolaşıyorumdum,canım sıkıldı ve artık eve döneyim dedim.Neyse benim bisikletimde hiçbir zaman sağlam bir fren olmamıştır.süreklide oraya buraya çarparak durdurmak zorunda kalıyorum.Neyse bizim sokağa girdim bi baktım ki arkadaş top sektiriyor, onun yanına gidip durayım dedim.Biraz hızlı gidiyordum ki fren olmadığını nedense sonradan hatırladım.Bağırmaya başladım fren yooooooookkk diye.Baktım bizim arkadaş kaçmaya başladı önüme doğru.Ben sağa gidiyorum o sağa gidiyor,ben sola oda sola; orta yolu bulamadık tabi ve ben tan poposundan çocuğa arkadaşa çarptım.Bir uçtu ki görmelisiniz:).Allahtan ona çarpınca ben durabildim yoksa bide üstünden geçecektik ozaman kötü olurdu.

Bende gt korkusu olmadı çünkü iki katından biraz irice idim arkadaşın ilk başta üstüme yürüsede geri çekilmek zorunda kaldı:)